ÇABUK YAŞLANMAK İSTEMİYORSAN! ÖFKENDEN DELİYE DÖNME! DELİLER ÇOK YAŞAMAZ.

ÇABUK YAŞLANMAK İSTEMİYORSAN! ÖFKENDEN DELİYE DÖNME! DELİLER ÇOK YAŞAMAZ.

Dönme Kardeşim! Dönme! Öfkenden Deliye Dönme. Hemen şunu düşün. “Öfkeyle Kalkan Zararla Oturur”. Evet ! Bir dergide okuduğum makaleden esinlenerek bugün öfke kontrolü ile ilgili bir yazı yazmak istedim.

“Öfke” gayet insani bir durumdur. Her insanda bulunması gereken asil bir duygudur.

Herkese, herşeye eyvallah eden, gülüp geçen, ağzını açıp tek bir laf etmeyen, herşeyi sineye çeken insanlar bence sinir bozucudur. Öfke herkeste olması gereken ancak kontrol altında tutulması gereken bir duygudur. Yani ortaya çıkması gerektiği yerde kesinlikle çıkması gereken bir duygudur öfke.

Bu sözlerim belki ters gelmiş olabilir ama öfke konusunda Ulu Önderimiz, Yol Göstericimiz Hz.Peygamberimiz hadislerinde öfkelenmeyin demiyor. Buna dikkat çekmek isterim. Meşhur hadisi az çok herkes bilir. Allah Rasulüne kulak verelim.

İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir gün):

“Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?” diye sordu. Ashab (radıyallahu anhum):

“Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!” dediler. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm):

“Hayır, dedi, gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hakim olabilen kimsedir.”

[Müslim, Birr 106, (2608); Ebû Dâvud, Edeb 3, (4779).]

Demek ki insan doğasında öfke vardır ancak önemli olan öfke geldikten sonra onu yenmek ve sonrasında gelmesi muhtemel fiziksel, sözel şiddetin veya kin gütme, intikam alma gibi duyguların önüne geçebilmektir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir konu daha var. Kimi insanlar tabiri caizse ota… vs. öfkelenir kızar bağırır. Bunu genellikle toplumsal ahlakımızın yok edilmesinde en önemli payı olan Türk filmlerinde çok gördük. Yıllarca sarhoş veya ayık farketmez eve gelen kötü baba rolündeki adam kaşın üstünde gözün var deyip ana rolündeki kadına şiddet uyguladı. Şimdide kalkmışız niye ülkede kadına şiddet var diye çareler arayıp duruyoruz. Sen insanların gözüne soka soka kadına şiddeti göster, olayı insanların gözünde basitleştir, sıradanlaştır sonrada “Kadına Şiddet” konusunu nasıl çözeceğim diye uğraş dur. Neyse bu konuya fazla girmeyeyim. Türk filmleri gerçeğini başka bir yazıda kaleme alırım inşallah. Biz öfkeye dönelim.

Dedim ya. Bugün bir dergide okuduğum makaleden ilham aldım ve bu yazıyı yazıyorum. Makalede güya öfkeyle baş etme yolları anlatılmış. Gelgelelim peygamber efendimizin bir hadisinden bahsedilmemiş. Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Bir yazı yazıyorsun. Referans alman gereken en önemli kaynaktan ya haberin yok, ya müslüman değilsin. Müslüman değilsen diyecek bişeyim yok. Lakin müslümanım diyenlerdensen ve peygamberin bu sözünden bihaber yaşıyorsan Allah seni ıslah etsin. Yazıdan biraz alıntılar yapacaktım ancak birileri hemen aynen internete geçirmiş, yada dergi oradan almış yazıyı bilemiyorum. Linki veriyorum buradan okuyabilirsiniz.

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Niye dergilerde, gazetelerde ayetlerden, hadislerden bihaber yazılan bu yazıları insanlar okuyor da hala öfkenin, şiddetin katmerlisini yaşamaya görmeye devam ediyoruz. İşte Allah ve Peygamberinin söylediklerini arkanıza atarda bilimsellik safsatası ile birilerinin uydurduğu şeyleri insanlara anlatırsanız olacağı budur.

Alemlere Rahmet olarak gönderilen Allah Rasulü öfke ile ilgili neler söylüyor. Öfke kontrolü ile ilgili 1400 yıl öncesinden ne tavsiyelerde bulunuyor. Ona haşaa cahil diyen, onu haşaa terörist gösteren karikatürlerini çizmeye cüret eden, o karikatürlerde aşağılamaya çalışan alçaklar ve onları destekleyen ülkemizdeki aşağılık hainler, kendine yaşam koçu diyerek insanların parasını cukkalayanlar bunları bilmiyor mu aceba.

Öncelikle kitabımız Kur-an bakalım ne diyor.

“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.” (Fussilet, 34) Hakîkaten, öfke denizi kabaran insanın, kendine hâkim olması çok zordur. Bu sebeple Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bu dirâyeti gösterebilen mü’minler için şöyle buyurmuştur:

Fussilet Suresi 34.Ayet

Kötülüğe kötülükle karşılık vermek herkişinin işi, Kötülüğe iyilikle karşılık vermek ise er kişinin işidir. Tabii müslümanlar olarak öyle bir hale geldik ki ayetler, hadisler bize tesir etmiyor. Çünkü Allahın emirlerine uymuyoruz. Bir kafirin yaşantısından farkımız kalmamış. Ayetler hadisler bir SMS veya Watsapp mesajından öteye geçmiyor.

Yazımın başında naklettiğim rivayete ek olarak başka bir sahabe efendimizden nakille.

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

“Kuvvetli kimse, (güreşte hasmını yenen) pehlivan değildir. Hakiki kuvvetli, öfkelendiği zaman nefsini yenen kimsedir.”

[Buhârî, Edeb 76; Müslim, Birr 107, (2760); Muvatta, Hüsnü’lhalk 12, (2, 906).]

Bu iki hadis ne ifade ediyor. Baştada söylediğim gibi öfkelenmeyin demiyor. Öfkelenebilirsin ama bu öfke aklına galip gelmesin ey müslüman. Eğer öfkeni yenebilirsen sen gerçek pehlivansın. Peygamber efendimizin bir özelliği çok kısa sözlerle derin manalar içeren cümlelerle anlatmak istediğini yani vermek istediği mesajı verebilmesidir. Makalede sayfalarca yazılan yazı işte bu iki cümlede özetlenivermiş.

Peki bunu yapabilmek için tedavi olarak neyi önermiş peygamberimiz.

Ebû Vâil (radıyallahu anh) anlatıyor: “Urve İbnu Muhammed es-Sadî’nin yanına girdik. Bir zât kendisine konuştu ve Urve’yi kızdırdı. Urve kalkıp abdest aldı ve:
“Babam, dedem Atiye (radıyallahu anh)’den anlatır ki, o, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şöyle söylediğini nakletmiştir:

“Öfke şeytandandır, şeytan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın.”

[Ebû Dâvud, Edeb 4, (4784).]

İnsanlara saçma sapan reçeteler değil Allah ve Rasulünün reçetelerini sunmak gerekiyor.

Ebû Zerr el-Gıfârî (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize buyurmuştu ki:

“Biriniz ayakta iken öfkelenirse hemen otursun. Öfkesi geçerse ne âlâ geçmezse yatsın.”

[Ebû Dâvud, Edeb 4, (4782).]

İslam dininin en güzel hallerinden biriside herkonuda bir mükafat vaadetmesidir. Tabiiki mükafatların en güzeli Allahü Tealanın rızasını kazanmış olmaktır. Bununla birlikte daha başka teşvik edici konular insanları doğruya yöneltir.

Bir kötülüğün cezâsı, ona denk bir kötülüktür. Kim de bağışlar ve sulhü temin ederse, onun mükâfâtı Allâh’a âittir…” (eş-Şûrâ, 40) buyrulmaktadır.
Bir başka âyet-i kerîmede de Cenâb-ı Hak, öfkesini yutarak insanları affeden kimselerin, takvâ sâhibi kullar olduğunu bildirmektedir. 

(Bkz. Âl-i İmrân, 134)

Düşünsenize öfkenizi yeniyorsunuz ve sulh oluyor bunun karşılığında da Allahu teala size kendi dilediği bir mükafat verecek. Bunu bilen, bunun idrakinde olan müslüman öfkelenirmi, yada öfkelense bile bunu şiddete dönüştürebilir mi. Hayır bunu katiyyen yapmaz. Kesinlikle affedici olacaktır.

Peygamberimiz de şöyle buyurur.

“Gereğini yerine getirmeye gücü yettiği hâlde, öfkesini yenen kimsenin kalbini Allah, emniyet ve îmanla doldurur.”

(Ebû Dâvûd, Edeb, 3; Tirmizî, Birr, 74)

Peygamberimizin, diğer peygamberlerin ve Allah dostlarının hayatlarında uyguladıkları öfke kontrolü ve affedici olma konusunda yüzlerce örnek vardır. Lakin Allah Rasulünün öfke kontrolü, sabrı ve affediciliği bir başkadır.

Öfke Kontrolü Eğitimi

Düşünsenize birileri sizi taşlıyor, hakaretler ediyor ve kaçmak zorunda kalarak bir bahçeye sığınıyorsunuz. Bu esnada çok iyi tanıdığınız bir melek yanınıza geliyor ve size bu eziyeti yapanları iki dağı birleştirerek tabiri caizse tost haline getirmeyi teklif ediyor ve sizin bu teklifi yapan kişiden söylediğini yapamayacağı konusunda zerre şüpheniz yok. Şimdi önce kendime sonra sizlere soruyorum. Tepkimiz ne olur du. Yan baktı diye insanların katledildiği bir memlekette aceba biz ne yapardık bu durumda.

Yahut bir parkta oturuyorsunuz ve kitap okuyorsunuz birisi gelip kafanızdan aşağıya bir deve işkembesini boca ediyor. Ne yapardık. Bunun cevabını hergün televizyonların anahaber bültenlerinde görüyoruz. Neler olduğu herkesin malumu.

Bırakalım insanların parasını yolmaya çalışan yaşam koçlarını da Allah ve Rasulune kulak verelim.

Bunun yanında peygamberimizin öfkenin o asil yüzünü gösterdiği anlarda olmuştur. Gerçi onun gazabıda, öfkeside alemler için bir rahmettir. Çünkü kendisi bu şekilde dua etmiştir ve Allahu Teala onun bütün dualarını kabul etmiştir. Kıyamet gününde de ümmeti için sadece o dua edebilecek ve ümmetinin affını isteyecektir. Allahu Teala Peygamberini Makam-ı Mahmuda Övülmüş Makama bir diğer adıyla Şefaat makamına eriştirerek bütün şefaatlerini kabul edecektir. Rabbim bizleri ve bütün islam ümmetini peygamberin şefaatına layık olan kullardan eylesin.

Peygamberimiz öfkelenmesine aşağıdaki olayı gösterebiliriz.

Hz. Peygamber (sav)’in öfkelenme gerekçelerinin başında; Müslümanların yeterince araştırma yapmadan ve bilmeden, yani cehaletlerine rağmen görüş ortaya atarak yanlış uygulamalara sebep olmaları gelmektedir. Bu olaylardan bir tanesini Cabir b. Abdillah anlatıyor:

Bir seferdeydik. İçimizden birinin başı yarıldı. Yaralı kişi ihtilâm oldu. Çevresindekilere yaralı olduğu için teyemmüm yapıp yapamayacağını sordu. Onlar da: Sen yıkanacaksın, teyemmüm yapamazsın dediler. O şahıs yıkandı, su ve soğuğun tesiriyle vefat etti.

Hz. Peygamber (sav)’in huzuruna gelindiğinde olay kendisine haber verildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav), öfkeli bir halde: “Adamı öldürdüler. Allah da onları öldürsün. Bilmediklerini sorsalardı ya. Cehalet derdinin ilacı, sormaktır.” buyurdu.

Ebû Dâvûd, Tahare, 125, İbn Mâce, Tahare, 93; Dârimî, Vudu’, 70, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. I, s. 230; c. VI, s. 298

Burada sayın Cumhurbaşkanımızın Meşhur Davos Zirvesindeki Öfke Kontrolü nü zikretmeden geçemeyeceğim. “Türkiye Cumhuriyetini temsil eden en üst kişisiniz, karşınızda pislik bir çocuk katili oturuyor, 25 dakika konuşmuş sözünü kesen olmamış, siz 12 dakika konuşmuşsunuz cevap verme hakkınız doğmuş çapsız bir moderatör sizi engellemeye çalışıyor. Hele omzuna elini koyduğunu gördüğüm anda şimdi kolunu kıvırıp moderatörün bir yerine dedim ama yapmadı. O esnada birinin fiziksel temasta bulunması ciddi sabır gerektiren bir andı ve sayın cumhurbaşkanımız tepkisini öfkesini yerinde ve ölçülü bir şekilde gösterdi. Öfke gerektiğin de kullanılması gereken yazımında başında söylediğim gibi Asil bir duygudur ve Cumhurbaşkanımız bu asaleti olabilecek en etkili şekilde göstermiştir.

Bununla birlikte stadyumlar yerine camileri doldurmak için çabalasaydık, çocuklarımıza gençlerimize aristonun, gothenin öğretilerini, apollon tapınaklarını, napolyonları öğretmek yerine Allahın ayetlerini, peygamberlerin yaşantısını, hayatını, islamı öğretseydik, öfke kontrolü konusunda kıytırık yaşam koçlarının hiçbir işe yaramayan saçma sapan tavsiyelerini dinlemek yerine Allah ve Peygamberinin tavsiyelerine kulak assaydık bugün toplumu çileden çıkaran şiddet olaylarını yaşamayacaktık. Toplumumuz için “Öfke Kontrolü” konusunda çözüm arıyorsak Allah ve Peygamberinden başka çözüm yok. Büyüklerimiz daha iyi bilir lakin spor kulüplerine milyon dolarlar aktarmak yerine o milyon dolarları evlatlarımıza islamı öğretmek için açıktan harcayabilseydik keşke. İnşallah o günlerde gelecek. Devlet büyüklerimiz her şeyin hesabını yapıyordur elbet. Allah yar ve yardımcıları olsun.

Ha birşey daha. Öfke yaşlanmayı hızlandırıyor. Bilimsel! Bilimsel! Korkmayın! Buyrun Okuyun…

Bir cevap yazın